Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü? (2021)

Yılmaz Erdoğan’ın ’99 yılında sahnelediği aynı isimli oyunun sinema uyarlaması. (Uyarlanamaması) Cumhuriyetin ilk yıllarından, 2000’lere kadar eski bir konakta yaşayan Sözbir ailesini kızları Gülseren’i odağına alarak anlatıyor. Konakta yaşananlar, ta Demokrat Parti döneminden başlayarak askeri darbeler, Özal’lı yıllar ve yakın dönem Türkiye’si.

Film için bir şey demeden evvel, tiyatro oyunu olarak çok başarı olmuş bir yapımdan bahsettiğimizi de belirtelim. Böylesine başarı göstermiş, özellikle Gülseren tiplemesi ile özdeşleşmiş Demet Akbağ performansı, oyunu başka bir yere çıkartmayı başarmıştı.

Filmin yapay ve yapmacık atmosferi, uyarlanamadığı tiyatro eserinin ta en başından yakınına bile yaklaşmasını engelliyor. Hele bizim gibi tiyatrosunu izlemişler için tam bir eziyet halini alıyor ki buna yeni oyuncuların vasat altı performansları da eşlik ediyor. Burada oyunculardan çok suçu yönetmen Andaç Haznedaroğlu’na vermek gerekir fikrindeyim. Türk dizi sektörünün tek düze ve sıkıcı yapısının içinden gelen yönetmenimiz filmi de eski çektiği sırdan bile olmayan yapımlara benzetmeyi başarmış gibi duruyor.

Ecem Erkek (Gülseren), çabalamış ama filmde ki bu yapaylık ve bir an önce çekelim bitsin havası ile o da kötü bir performans olarak CV’sine eklenmiş durumda. sinmiş

Tiyatroda, dönemini de düşünürsek bu konakta ve toplumda meydana gelen olayların dram ve güldürü ile sunulması, tarihi değişimin aile içinde de meydana getirdiği değişim ve bu kendine yabancılaşma durumu öylesine etkileyici bir şekilde seyirciye aktarılıyordu ki, Gülseren’in hayat çabası, ateş böcekleriyle konuşup, en can alıcı yerimize dokunma ve toplumsal olarak elde edemediğimiz o mutluluk kavramının nasıl olması gerektiği yönünde ki yol gösterisi izleyiciler tarafından takdirle karşılanıyor ve Yılmaz Erdoğan’ın artı hanesine yazılıyordu.

Yılmaz Erdoğan içinde bir şey söylemek lazım, üç kuruş için oyununu böyle harcatmaması gerekiyordu.

Hayallerini gerçekleştirememiş bir adam eksik bir adam sayılır.

Neyse, çok büyük bir hayal kırıklığı olarak fazlaca üstünde durmak istemiyorum. İki saate yakın sürüyor, illa ki içinde sizi tebessüm ettirecek, duygulandıracak minik bir şeyler bulacaksınızdır. Bana sorarsanız bir şiir kitabı, bir roman açın bir kahve alın, çay alın iki saat onu okuyun daha iyi.

3/10 neden üç geçmişin hatırına

Barış, Mayıs 2022

Organize İşler: Sazan Sarmalı (2019)

Orjinal İsmi: Organize İşler: Sazan Sarmalı

Yönetmen:  Yılmaz Erdoğan

Başrol:   Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Ezgi Mola ,Bensu Soral, Rıza Kocaoğlu, Okan Çabalar, Güven Kıraç, Ahmet Mümtaz Taylan, Ersin Korkut, Erdem Baş, Mahir İpek, Ekin Türkmen, Atakan Çelik ve Safa Sarı

Türkçesi: –

IMDB Puanı: 6,1 

Benden: 4,5 (Çok ama yerli yapımları desteklemek lazım)

Evet, henüz 1 şubat 2019 da gösterime girmiş olan, (Şu an 18.02.2019)  ilk filmden dolayı beklentisi arşı aşan, Organize işler 2 yani Sazan sarmalı vizyondayken Netfilx’e de düşerek, sinemaya gitmeyen kesime zaten bir şey ifade etmezken, Yılmaz Erdoğan’ın popüleritesi son yasadan mütevellit yerlere indiği anda beyaz türkler diye tabir edilen kesim içinde “bak sinemaya gelmiyorsun, zaten sansür yasası sebebi ile bana da kızgınsın ama seni gidi Netfilx’ci seni vizyon falan takmıyorum hadi burada izle bari dedi. (mi?) Bilmiyorum, yorum değerli okuyucuya aittir.

Yukarıda fotoğrafı bulunan iki arkadaş dışında filmde enteresan bir hadise, enteresan bir oyunculuk, enteresan bir enstantane mevcut değil. Garip ama Kıvanç Tatlıtuğ ve Safa Sarı bir nebze olsun filmi izlenir kılan ikili.

Konusuna da değinelim:  Asım Noyan ( Yılmaz Erdoğan) ve çetesi eskisi gibi dolandırıcılık, araba hırsızlığı işlerini yapmaya devam ediyor ve türk polisi hiç bir şekilde bu arkadaşları yakalamıyor, olarak devam eden yıllar içerisinde Asım Noyan’ın ilk filmde ki küçük kızı büyümüş ve hatta tam filmin en geri zekalısı ile evlenecekken dolandırılmasın mı anam babam! Eee ne yapsın kızımız (Bensu Soral), yıllardır görüşmediği dolandırıcı babasına gelerek yardım istemesin mi?

İstiyor tabi ki, emme o sıralarda bizim Noyan’ın çetesi de bir gariban esnafı dolandırıyor. Bu esnaf arkadaşta, ilk filmde Cem Yılmaz gibi olan Kıvanç Tatlıştuğ’a yani Sarı Saruhan’a gidiyor. Eyvah Eyvah… Bu başka filmdi onu sonra yazarız 🙂

Böylece aksiyon başlıyor. Noyan kızını dolandıranların, Saruhan’da Noyan’ın peşinde, tepeden İstanbul (Aslında filmde ki en iyi oyuncu İstanbul denilebilir. And Oscar goes to…) görüntüleri ve 50 yaşını aşmış, teneşirlik Yılmaz’ın gömlekli ben yaşlanmadım ki, yaşlanmadım ki tiripleri ile baş başa kalıyoruz. Allah kolaylık versin.

Valla yukardaki sahneye de değinmeden yazımı bitiremeyeceğim.  Yav arkadaş, insan esinlenir esinlenmesine de bu nedir? Pulp Fiction dan esinlenmemiş, Mümtaz Taylan’ın Kerami karakterini alenen araklamış. Yuh dedim.

Son söz olarak, ilk film filmdi, özgündü, eğlenceliydi, insancıldı, karakter ile izleyici bağ kuruyor, onlarla üzülüp onlarla seviyordu. Bu film için ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok vasat be kardeşim.

Göster
Gizle