Scent of a Woman | Kadın Kokusu (1992)

Hatırı sayılır bir yönetmenlik geçmişi olmayan Martin Brest tarafından yönetilen ve baş rollerinde Al Pacino, Chris O’Donnell‘in oynadığı film özellikle dans sahnesi ile hafızalara kazınmış durumda. Yönetmenin belki Meet Joe Black (1998) filmini dişe dokunur bir iş olarak yazabiliriz, bu sebeple filmi oyuncular üzerinden okumamız ve sahne sahne değerlendirmemiz daha doğru olur kanaatindeyim. Özellikle Al Pacino’nun 8 kez Oscar ödülüne aday gösterilip sadece bu filmdeki rolü ile tek Oscar’ının olduğu düşünülürse, nasıl bir oyunculuk deneyiminin sizi beklediğini tahmin edebilirsiniz.

Filmin konusuna geçmeden bu muazzam sahneyi izlemek lazım. Kör bir adam olarak emekli yarbay Frank Slade (Al Pacino) ve kısacık rolü ile genç kızımız Donna’nın (Gabrielle Anwar) olağanüstü performansı filmin çok önüne geçmiş durumda. Müziğinde muazzam etkisi ile ki burada Carlos Gardel’in hakkını verelim, Orijinal ismi ‘Por una Cabeza’ olan eser artık filmin adı ile anılıyor. Şimdi 2 dakikalık bu gösteriyi önden izleyelim. Emekli yarbayımızın sözü de çok daha anlamlı olsun…

Kimileri bir ana bir ömür sığdırır.

Carlos Gardel ‘Por una Cabeza’ 
Kadın Kokusu iyi ile kötünün savaşı mı?

Emekli yarbay Frank Slade askerlikte yaptığı bir hata nedeniyle kör olmuştur. Frank; aksi, huysuz, öfkeli ve sevgisiz bir adamdır ve ailesinin başına tam bir beladır. Geçmişinden bir türlü kaçamaz, yaptığı hata tüm hayatı boyunca peşinden gelir. Charlie Simms adındaki öğrenci para kazanabilmek için hafta sonlarını refakatçilik yaparak geçirmektedir ve yolları kesişir. Yarbayımız ile duygusal bağı kurabilen tek insan olma serüveni filmin kaba konusunu oluşturur. Charlie’nin ise hayat karşısında tecrübesiz, kurallı, etik ilkelere sadık tırnak içinde “iyi” biri olması, Frank’ın asker olmanın da etkisiyle sert, disiplinli, otoriter, yaptığı hatanın bedeli olarak gördüğü körlük, bu körlüğün oluşturduğu önce kendine sonra çevresine karşı olan sevgisizlik ikisi arasında tezatlığı beslediği gibi izleyiciyi de zora sokmadan tarafını tutması konusunda hemen en baştan yol gösterici olur. Ama Frank tüm bu olumsuzluklara rağmen hayat karşısında ki deneyimi ile ister istemez bir baba figürüne de dönüşmek durumunda kalacak ve tarafını seçmiş olan seyirciyi ters köşe yapmayı başaracaktır.

Filmin vurucu bir çok sahnesi var. Kör bir adamın araba kullandığı sahne, veya Charlie’nin okulda yaşadığı bir olay sebebi ile disiplin kurulunun karşısına çıktığı sahne gibi …

Filmin ismi üstünden ilerlersek temel bir hayat farkına da değinme şansımız olur, zira Slade ve Simms’in yukarıda saydığımız özellikleri dışında çok karakteristik bir farkları daha vardır: Kadınlara bakışları ve yaklaşımları. Yarbay için kadınlar mükemmeldir ve hayatın ta kendisidir. (Bir de Ferrari 🙂 Ne diyor yarbay: “Kadınların yanına bile yaklaşamaz ama ikinci aşkım ferrari.”

Yarbay kadınlara karşı kendinden oldukça emin tavırlıdır, lafı dolandırmaz hislerini olduğu gibi ortaya koyar. Kör bir insan olarak gelişmiş bir koku duyusu vardır ve kadınların kullandıkları parfümleri doğru tahmin etme kabiliyetine erişmiştir. Kadınlara olan tutkusu, yalnızlık, terkedilmişlik ve suçluluk hissi ile yaşayan yaşlı adamımızı aynı zamanda hayata da bağlamaktadır. Filmde ki “Bu yalan dünyada kıymet vermeğe değer iki hece vardır: Ka-dın” sözleri ile de kendini özetler. Genç öğrencimiz Simms için durum tam tersidir. Kendine güvensiz, ürkek ama oldukça nazik genç erkeğimiz kısa hafta sonu birlikteliğinde yarbaydan çok şey öğrenecektir.

“Her zaman doğru yolu biliyordum ama asla seçemedim, neden doğru yolu bulamadım biliyor musunuz? Çünkü bu cesaret ister.”

Neyi eğitmeli, neyi öğretmeliyiz ?

Film, yarbayımızın hayat tecrübelerini onun sert mizacı ile verirken sona doğru başka bir yola daha sapar. Yan bir öykü olarak değerlendirebileceğimiz ama etkili bir sahne ortaya koyar. Charlie’nin disiplin kurulu tarafından, belki de sadece dürüst ve onurlu duruşu sebebi ile yargılanma süreci.

Kadın Kokusu

Eğitim sisteminin daha doğrusu 1992 yılından günümüze pekte değişikliğe uğramamış olan rekabetçi ve kar odaklı eğitim anlayışının bir yansıması olarak, parasal gücü olanın ne olursa olsun korunması durumuna bir göndermedir bu sekans. Gerçek anlamda dostluk, arkadaşlık, samimiyet, yardım ve dayanışma kavramları yok sayılmakta insani olarak bizi var etmesi gereken ve gençlere öğretilmesi icap eden bu kavramlar yerine kapitalist duygular verilmeye çalışılmaktadır. Ne acıdır ki durum hala böyle. 1989 yapımı Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) filmine bu sahne selam veriyor. Filmin içinde küçük bir film oluşturmuş oluyor.

“… dünyada ki en kötü görüntü kesilip atılmış bir ruhtur.”

Filmin tüm karmaşık duygularını bize hissettiren aslında ne olay örgüsü, ne konusu, ne de yönetmenin becerisi, başlı başına bir dev izliyoruz: Al Pacino.

Filme hazırlanmak için 4 ay körler okulunda kalmış birinden bahsediyoruz. Rolünün öylesine hakkını vermiş ki onun gören biri olarak oynadığına inanmak güçleşiyor. Kendisi sinema için zaten başlı başına bir efsane, oynadığı karakterlere bürünme yeteneğinden ziyade, çok çok basit olabilecek bir yapımı çok üst düzeye çıkartabilme yeteneğine sahip. Onun oyunculuğunu izlemek sadece bu film için değil oynadığı tüm filmler için başlı başına bir keyif. 1972 Baba, 1973 Serpico, 1974 Baba II, 1975 Dog Day Afternoon, 1979 …and justice for all, 1983 Scarface, 1993 Carlito’nun Yolu, 1995 Heat, 1997 Donnie Brasco, 1997 The Devil’s Advocate, 1999 The Insider, 1999 Any Given Sunday, 2002 Simone, 2004 The Merchant of Venice, 2019 The Irishman… bunlar benim izlediklerim içinden en beğendiklerim. Öylesine üst düzey bir oyuncu ki oynadığı her film çok iyi dedirtiyor, içinde Al Pacino’yu çıkartsak vasat olabilecek yapımlar çoğu.

Film listenize kronolojik olarak büyük ustanın filmlerini ekleyin ve izleyin. 1940 doğumlu Al Pacino’yu artık ne kadar daha kanlı canlı izleme şansı buluruz bilinmez, kıymetini bilmek lazım.

Al Pacino ile birlikte 10 üzeriden 9,5 verdiğim bu film izlenmeli, izletilmeli.

Sizin için buraya filmin o ünlü sahnesinin müziğini bir de gelmiş geçmiş en iyi keman virtüözlerinden biri kabul edilen Itzhak Perlman tarafından çalınan versiyonunu bırakayım, açıp açıp dinler, ruhunuzu, bedeninizi dinlendirirsiniz.

Scent of a Woman: Tango (Por Una Cabeza) · Itzhak Perlman

Barış, Mayıs 2022

Göster
Gizle