Mr. Klein | Kaderi Arayan Adam (1976) – Joseph Losey

Mr. Klein, bizde ki ismi ile Kaderini Arayan Adam, ABD’li yönetmen Joseph Losey’nin Nazi karşıtı filmidir. Baş rollerde Alain Delon, Jeanne Moreau ve Francine Bergé oynamıştır.

II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi işgaline uğramış Fransa’da Yahudilerin ellerindeki değerli eşyaları alıp satan Klein’in hikayesidir.

İnsanların çaresizliğinden istifade ederek zenginleşen ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın felsefesi ile yaşayan Klein için işler kendi istediği gibi gitmeyeceği bir an gelir. Ne vicdani ne de ahlaki yönü gelişmemiş, fırsatçı bir pislik olan karakterimizin hayat bir isim benzerliği – kaderin garip bir cilvesi- sonucu tamamen değişime uğrar.

Yönetmen Joseph Losey, felsefe mezunudur ve tiyatro ile de hayli ilgilenmiş biridir. Almanya’da Bertolt Brecht ile çalışma fırsatı bulmuştur. Tam bu noktada Brecht etkilerinin filmin her alanında göründüğünü belirtmekte fayda var. Bertol Brecht, dramatik tiyatronun antitezinin yaratıcısıdır. Özellikle yabancılaştırma ve anlatıma dayalı bir tiyatro türünün kurucusu kabul edilir. Losey üzerinde ki etkisini açıkça görebileceğimiz bir filmdir, Kaderini arayan adam.

Franz Kafka’nın Dava kitabını okuyanlar filmle daha rahat ilişki kurabileceklerdir. Hatta, Bay K, belki de Mr. Klein’in kendisi olabilir. Klein’in artan dozda ve giderek bir tutkuya dönüştürdüğü merakı ve bu merakın peşinden sürüklediği hayatı biz izleyiciler içinde bir cevap arama gizemine dönüşüyor.

Savaş yıllarının acımasız ortamı, insani duyguların yitimi sanırım 2. Dünya savaşını konu alan her film için bir arka plan olmak durumunda, bu arka plan zaman zaman ön plana dönüşür, zaman zaman yaşanılan trajedinin yarattığı diyaloglar ile, zaman zaman gözlere yansıyan dramın izleri ile kendini gösterir. İzleyicisine dönemi aksettirir.

Mr. Klein’in film başındaki insanlıktan çıkmış hali ile sonlara yaklaştığımızdaki durumu ne kadarda farklıdır. Klein’in etrafında örülen gizem, izleyici olarak durumun Klein ile farkına varmamızı sağlayan bir durum haline de dönüşür. Bizde Klein ile birlikte insani değerlere erişir, acıyı ve dramı hissetmeye başlarız. Hala çözülmesi gereke konular vardır ama artık bunların bir önemi kalmamış durumdadır. Özellikle Alain Delon’un ustalıklı oyunculuğu, anlatılmak isteneni, duruşu, bakışı, gözleri, elleri, yani vücut dili ile vermeyi başarışı çokça örneğini gördüğümüz nazi dönem filmleri içinden, filmi ayrıştıran önemli bir unsur haline gelmiş gibi duruyor. Böylesi bir ustalığı izlemek başlı başına keyif.

Mr. Klein – Trailer

Losey, yarın sen, ben olabilirsin teması ile empati kurmamızı da ister. Salt kötülüğün Klein etrafında karşılıksız kalmayacağını özellikle vurgularken, geçmişten alınacak bir ders olması gerektiğini de belirtir.

Kimliklerimiz konusunda aslında elimizdeki değerler, minicik tesadüfler sonucu oluşmuş durumda. Kendi konfor alanındaki insan bunun sorgusunu yapmayı istemez. Başka hayatlar ile empati kurmak konfor alanından çıkmak ve acı bir yüzleşmeye girmek demektir. Ya hayat! Bazen istemeden yapmak durumunda kaldığımız bu sorgulama, kendi kimliğimizi kaybetme ve başka bir kimliğe geçiş bizi yeni bir insan yapmaz mı? Mr. Klein içinde nefret edilen adamdan, sempati duyacağımız bir hale değişimi, yaptıklarının bedelini ödemek istemesi ve bu bedeli zorla değil kendi insani duygularını keşfetmesi ile ödemek istemesi aslında ilham vericidir.

Kaderini arayan adam, karakterlerinin birbirleri ile olan temaslarını anlamak açısında zorlayıcı bir film olsa da, bireyin kendi özgür iradesi ile değiştiği nokta açısından çok iyi bir film. Kafanız karışabilir ama duygularınız sizi sonuna götürecektir. İzlenmesi gereken bir film notu ile paylaşıyorum. 8/10

Barış, Temmuz 2022

Göster
Gizle