Vizontele Tuuba (2003) | Yılmaz Erdoğan

Vizontele Tuuba, Yılmaz Erdoğan tarafından yazılan ve yönetilen komedi, dram tarzı filmdir. Vizontele filminin devam filmidir.

Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele filminde olduğu gibi “Deli Emin”, Altan Erkekli’nin yine “Başkan Nazmi”,Demet Akbağ’ın yine “Sıti Ana”, Tolga Çevik’in yine “Nazif”, Salih Kalyon’un yine “Casım”, Erdal Tosun’un yine “Manav Şehmus” ve Cezmi Baskın’ın yine “Latif” olarak karşımıza çıktığı filmde, başrollere, Tarık Akan “Güner Sernikli”, Tuba Ünsal “Tuba Sernikli” ve İdil Fırat “Aysel Sernikli” olarak ekleniyor. İlk filmin kült karakteri olan Cem Yılmaz’ın canlandırdığı “Fikri” maalesef burada yok.

İlk film olan Vizontele’de 1974 yılında televizyonla olan tanışma hikayesi anlatılıyordu. Güneydoğu’nun yoksul ve uzak kasabasında bu sefer 12 Eylül 1980 öncesine gidiyoruz. Artık televizyon var, akşamları televizyonu olan evlerde insanlar toplanıyor, diziler, haberler seyrediliyor. Bu sırada kasabaya Kütüphaneci olarak Güner Sernikli (Tarık Akan) atanıyor, eşi ve kızı ile birlikte kasabaya geliyor. Dönem itibari ile siyaset kasabanın her noktasına sirayet etmiş durumda, bir yandan Adalet Partisi, diğer yandan sol franksiyonların kendi aralarında sevimli çatışmaları devam ediyor. Güner Sernikli atanıyor atanmasına ama ortada bir sorun var kasabada kütüphane yok. Yeni kütüphanenin kurulması süreci yeni bir macera olarak karşımıza çıkıyor.

Vizontele Tuuba için, hiç başka bir şey söylemeden direk müziklerinden başlamak istiyorum. Yine Kardeş Türküler tarafından yapılan filmin müzikleri ilk filminki kadar hatta belki daha bile iyi.

Hala bile kırılamamış bir olgu üzerine inşa edilmiş bir film Vizontele Tuuba, bu olgu devletin sürgün yeri olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine çalışanlarını göndermesi durumu. Burada çalışmayı bir ceza olarak memuruna vermesi ve bu yaftanın yıllar içinde değişmemiş olması bu toprakların “laneti” gibi.

-hocam, Güner abiyi buraya sürmüşler
-tayinimiz çıktı efendim, buraya atadılar
-he işte, atmışlar, atalamışlar, sürerken ata…

İlk filmin çok daha gerçekci bir atmosferi vardı. Kabul etmek gerekir ki bu filmde oluşturulmuş olan set, bazı sahnelerde çok göze batar durumdadır. Belki de tek eksik yönü olarak yazılabilir bu durum.

Vizontele Tuuba, bizden bir film olarak ilk filmde ki samimiyet duygusunu aktarma konusunda bir sıkıntı yaşamaz. Hatta özellikle Tarık Akan ile birlikte dramatik yönü çok daha güçlenmiştir. Salt komedi unsuru olmaktan çıkmış, eleştirel yönü ağırlık kazanmıştır.

-demek bir de kütüphanemiz olsa, işte bitti
-yok mu?
-maalesef, daha ilk defa bir muhabbette adı geçiyor

Temel konunun etrafında dolanan üç dört konu ile hem komedi anlayışının yerleştirildiği, romantizmin serpiştirildiği, dramın dozajının ayarlandığı ve siyasi ortamı aslında olması gerektiği gibi “ti”ye alınarak sunulduğu bir film izliyoruz. Bu ti ye alma konusu bir eleştiri konusu olabilir pek tabi. Zira bu ülkede özellikle 80 öncesinde bir sürü genç sadece fikirlerinden dolayı idam edilmiş, sokaklarda vurulmuş, büyük acılar yaşanmıştır. Fakat bu filmde gösterilmek istenen toplumsal siyasi bir eleştiriden ziyade üstü kapalı bir kara mizahın bize izletilmesidir. Ağır bir siyasal film olarak yapacağı gişe malum, Yılmaz Erdoğan zaten yapı olarak da yıllar içinde göstermiştir ki, derdi hiç bir zaman aşırı bir muhalif olmak değildir.

-yazarım sana.

-yazma. o zaman.. o zaman bekliyor insan. ve buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. e kalan da bekliyor, ama bazen çok uzun bekliyor. yani, hani, mesela zannediyosun ki bi yoldan birisi gelecek; boş, uzun bir yol. devamlı ona bakıyosun.. sonra kimse gelmiyor. yazma boşver.

Filmin yine en çarpıcı diyaloğu Altan Erkekli’nin canlandırdığı karaktere aittir. Zaten bir siyasinin olması gereken kişidir kendisi, partiler üstü tutumu ve halkçı tarafı ile her iki filmde de örnek kişidir.

“Bir misafir aile geldi bize bu yaz, adamı kütüphane müdürü olarak göndermişler kütüphanesiz bir yere oraya ilk iş bir kütüphane kurmuş, demek ki gönder hastanesi olmayan bir yere böyle doktor hemen sana bir hastane yapsın.”

Özellikle ilk film olan Vizontele filminden keyif aldıysanız bu filmi de seveceksinizdir. Tarık Akan gibi bir ustayı izlemek de başlı başına bir keyif. 2 saatlik güzel vakit geçirmek için ideal.

Barış, Ağustos 2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göster
Gizle