Public Enemies | Halk Düşmanları (2009)

Michael Mann, Public Enemies(2009)

Yönetmen: Michael Mann

Senaryo: Ronan Bennett, Michael Mann, Ann Biderman

Kitap: Bryan Burrough

Oyuncular: Johnny Depp, Christian Bale, Marion Cotillard, Jason Clarke,Stephen Graham …

Benden: 7.4

Tür: Suç, Dram, Biyografi

Ülke: USA

John Dillinger (Johnny Depp) banka soyguncusudur. Her yakalandığında, hapisten tekrar kaçmayı başarır. Bir türlü yakalanamaması, Ulusal güvenlik sorunu halini alır. Teksaslı ajan, Mervis Purvis (Christian Bale) Dillinger’ı yakalaması için özel olarak görevlendirilir. Dillinger ise Billie Frechette ( Marion Cotillard )’e aşık olmuştur ve gözü ondan başkasını görmemektedir.

Marion Cotillard, Public Enemies (2009)

Yönetmenimiz Michael Mann, bundan önceki filmleri ile zaten saygımızı ve hayranlığımızı kazanmış biri. Bu filmde de aslında çok iyi becerdiği gangster aksiyonunu mükemmel bir şekilde bizlere sunuyor.

Public Enemies | Halk Düşmanları (2009) - Banka soygunu

Ben filmi Netflix’e gelince afişte Johnny Depp’i görüp izleyeyim dedim. Yönetmeninin kim olduğundan haberim yoktu. Film ilerlemeye başlayıp, banka soygun sahneleri geldiğinde bunlar Heat Filminin sahneleri diye içimden geçiriyordum ki ta-tamm, Michael Mann abimiz karşıma çıktı.

Public Enemies | Halk Düşmanları (2009) - Johnny Depp

Yönetmenin, The Last of the Mohicans, Heat, Collateral, The Insider gibi filmlerini hayranlıkla izlemiş biri olarak bu filmi için iyi ama çok iyi değil diyebilirim. Çok yüzeysel bir yaklaşım tabi bu fakat kısa bir özet olarak dursun.

“İnsanlar nereden geldikleri ile ilgilendikleri için böyleler, önemli olan insanların nereye gittiğidir.”

Film için çok iyi oyunculardan oluşan bir kadro demeye gerek yok zannedersem, hepsi yakın dönemin en iyi oyuncuları. Artı hem oyunculuk hem de güzelliği ile Marion Cotillard var ki daha ne olsun. Bu kadro bırakın 2 saat 20 dakika, 4 saat ekranda kalsa sıkılmadan izleyeceğiniz bir film olur zaten. Burada da bu durum söz konusu sıkılmaya fırsatınız olmuyor. Peki neden filme 7.4 verdim.

Filmde eksik kalan bir duygu var. Suç filmi olarak tamamlanmamış, aşk filmi olarak ta yarım kalmışlık hissiyatı. Heat ile ulaştığı seviyeye yaklaşamamış sanki yönetmen. Çünkü oyuncu kadrosunu en üst seviyeye kurmuş ama Heat’de suç filmi olarak da doyuma ulaşıyoruz, duygusal bir hikayenin içinde de doyuma ulaşıyoruz. Bu filmi izlerken eski bir hikaye yeni oyuncularla çekilmiş durumu da yaşıyoruz. Zira izlediğiniz şey yeni bir hikaye değil.

“-Sizi geceleri uyutmayan nedir Bay Dillinger? -Kahve.”

Aslında uzun uzadıya, suç, suçlu, suçluyla kurulan empati hatta onu haklı görme durumunun oluşturulması, polisin kötü olması, yakalama çabası sırasında sürekli yasaları çiğniyor oluşu, iyi polis karakteri, suçlumuzun halkın parasını almaması, aşık olması, güzel bir aşk hikayesini işinden de vazgeçmeyerek yapması falan falan diye gidecektim ama bunlar film eleştirmenlerinin saçmalamaları diye vazgeçtim.

Ben keyifle izledim. Tekrar izleme durumu olursa da izlerim ama ilk tercihim olmaz. Önce Heat’i izlerim sonra bunu 🙂

Barış, Şubat 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.