Mavi Boncuk (1974) – Ertem Eğilmez

Mavi Boncuk, Ertem Eğilmez’in yönettiği senaryosunu çoğunlukla birlikte çalıştığı Sadık Şendil ve filmde oyuncu olarak ta yer alan Zeki Alasya’nın yazdığı bir film.

Oyuncu kadrosu için Türk Sinemasının ey iyilerinin buluşması desek abartmış olmayız sanırım. Tarık Akan, Münir Özkul, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Emel Sayın ve küçük bir rolle Perran Kutman’ın yer aldığı film hem komedi hem de duygusal anlamda başarılı yapımlardan biri.

Emel Sayın – MAvi Boncuk orjinal Kayıt

Sinemalarda gösterildiği dönemde ki izleyiciden bizi ayıran çok ciddi bir durum var. Oyuncu kadrosunun Emel Sayın ve Metin Akpınar dışında artık aramızda olmayışı zamane izleyici olan bizler için çok daha duygusal bir anlamı var. Belki o dönem izleyicileri salt gülmek için izledikleri filmi biz birazda acı bir tebessümle izlemek durumunda kalıyoruz.

ıslık, ıslık

Modern zamanlar olarak tanımladığımız günümüz sosyoloji ve psikolojisi ile yorumlamaya kalksak Stockholm Sendromu ile ilgili vasat bir film diyebiliriz. 1974 yıllarının atmosferi içinde böylesi bir sendrom ile ilgili bir şey değil film. Evet kaçırılan zengin kız, kendini kaçıranları sevmeye hatta aralarından birine aşık olma hikayesidir, doğrudur bu bir sendrom fakat zamanesinde Türk Sineması için çokça işlenen işin aslında daha çok gırgırına yönelik bir durumdur bu.

-Köre bir sadaka köre sadaka…
-Cafer?
-Sen misin yakışıklı?
-Karanfilli herif geçti mi?
-Nasıl göriyim ben körüm
-Ulan sahici kör değilsin ya, kör taklidi yapıyorsun.
-Ama ben sahici olsun diye gözlerimi kapatıyorum.
-Allah cezanı versin…

Emel Sayın’ı dinleyerek felekten bir gece çalmak isteyen altı kafadarımız, fiks menü olarak kişi başı 100 TL ile gazinoya giderler, yer içer eğlenirler ama gelen hesap çok yüksek olunca itiraz ederler, gazino çalışanları tarafından dayak yiyen altı kafadarımız intikam ve gazinoyu batırma planı olarak Emel Sayın’ı kaçırmaya karar verirler. Kaçırılan Emel Sayın, onların arasında kaldığı günlerde öylesine bağlanır ki bu altı arkadaşa geri gitmek istemez. Yakışıklı Necmi’ye (Tarık Akan) de aşık olunca, altılı çareyi kaçırdıkları gibi Emel’i geri götürmekte bulur.

Ertem Eğilmez, aslında farklı bir yönetmendir. Daha önce yaptığı Canım Kardeşim filmi ile sert gerçekçi bir sinema dili ortaya koyarak toplum içinde ki zengin fakir ayrımını muhteşem bir şekilde anlatmayı başarmıştır. Fakat sinemada başarısız olan film, başarılı olabilecek konulara geri dönüş yapmasına neden olmuştur.

Özellikle Kemal Sunal’ın henüz daha Kemal Sunal olmadığı bir dönemdir bu. Filmin ilk izleyicileri için onun yarattığı saf, şapşal karakteri çok yenidir. Filmin komedi bölümün başını o çeker, kör dilenci rolü efsanedir. Altınıza işetebilecek bir durum komedisidir. Çok başarılıdır.

Film çekildiğinde Tarık Akan 25, Emel Sayın 29, Kemal Sunal 30, Halit Akçatepe 36, Metin Akpınar 33, Zeki Alasya 31, Münir Özkul 49, Adile Naşit ise 44 yaşındaydı. Filmi belki de bu derece kıymetli kılan hem birbirleri ile olan ilişkilerinin iyi olması hem de filmde ki Tarık Akan, Emel Sayın aşkının gerçekte de var olmasıdır. “Çok güzel, hoş bir duygusal ilişkiydi. Yaşanması gereken bir duyguydu bence, yaşandı, bitti. Yaşadığım için hiç pişman değilim. Bu ilişkiyi de ben çok masum görüyorum.” diyor daha sonraki yıllarda Emel Sayın. Tarık Akan’a bakarak söylediği “Yalnız benim için bak yeşil yeşil” şarkısını gerçek bir aşkla söylediği aşikardır zaten, başka türlü izleyiciye böylesine saf bir duyguyu geçirmek mümkün müdür?

Mavi Boncuk filmi ister istemez bizi duygusallaştıran bir yapımdır. Haliyle onun eksik yanlarından ziyade güzel taraflarını yakalıyor olmamız çok doğaldır. Sıcak ve samimi olması, duygusal kurgusunun oyuncuların birbiri ile olan ilişkilerinden, birbirlerine olan sevgilerinden bize de aynı hissiyatla geçirmeyi başarmaları, eksik tarafları için körleşmemize neden oluyor. Bu, bu topraklarda yaşayan bizim anlayacağımız bir film, bizim hislerimize, bizim duygularımıza, bizim komedimize hitap eden bir olgu.

Hayatımızın içine iyi ki girmiş, iyi ki var olmuşlar diyeceğimiz o kadar çok oyuncu bir aradadır ki, sevmemek diye bir olay mümkün olmaz. Adile Naşit için zaten bir yazı yazmıştım. Diğerleri de bu kategori içinde ki oyuncular.

“Yoksulluk – suç ilişkisi başlı başına çok devasa bir konu” demiştim bir önce ki Canım Kardeşim filmi için yazdığım yazıda. Mavi Boncuk filmini komedi unsurundan dolayı bu çerçeveden incelemeyi doğru bulmuyorum. Tartışılabilir ama özellikle oyuncularla kurduğumuz duygusal bağ verimli bir sonuç vermez.

Emel Sayın’ın Kemal Sunal ile olan bir anekdotunu aktarayım da biraz gözleriniz dolsun; “Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. O zamanlar Keman Sunal, tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Bir gün setten çıktık, eve gidiyoruz. Kemal benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış. Taksiyle, kendi arabasıyla giden gitti. Baktım Kemal yürüyerek gidiyor, üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor, merak ettim nereye gidiyor bu adam böyle diye. Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta yatan adamı kaldırdı… Bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım, ardından biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm… Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım, ‘Tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim. ‘Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana…’ dedi. Teşekkür ettim, az ilerdeki lokantaya gittim, ‘Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ dedim, tanımadılar beni… ‘Kemal abi’nin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz. O da sağolsun, onların yemek masrafını öder’ dedi. Ertesi gün Kemal’in yanına gittim, ‘Sen ne güzel bir adamsın ya…’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım. ‘Ölme sen benden önce’ dedim, dinletemedim.”

Şimdi bu insanlar yok, hatta bu anlatılan inandırıcı bile gelmiyor olabilir size. Fakat gerçektir. Şimdiki gibi kopuk bir sanatçı tayfası yoktu o zamanlar, bir arada yaşıyordu herkes, temas etmek kolaydı, duygular saf ve gerçekti. 2000 yılında kaybettiğimiz Keman Sunal’da gerçekti. Bu kadar boşuna sevmedik. Rol sadece sinemada yaptığı şeydi.

“Bıraksak ta ecelleri ile mi ölseler acaba”

Şimdi, bu filmi izlemden kaç yaşına gelmiş olabilirsiniz bilmiyorum ama bu yazıyı okuyup hala izlememişseniz zaten geç kalmışsınız. Eter koklayan Zeki ve Metin’i görmemişseniz, Cilli bom bom diyen Adile abla ile temas kurmamışsanız, Baba Münir ile hala tanışmamışsanız, Mıstık Halit sizi henüz güldürmemişse, Kaymakam Cafer- Kemal abinin “adam geldi mi? Bilmem ben körüm, oğlum gerçek kör değilsin ya” sahnesinde altınıza işemediyseniz, Yakışıklı- damat Tarık Abi’yi aşk ile bakarken izlemişseniz zaten eksiksiniz. Neyle tamamlamış olabilirsiniz ki geçmiş hayatınızı…

Mavi Boncuk – Emel Sayın Kaçırılması

Bırakın dokunsun Mavi Boncuk duygularınıza. Gülün, ağlayın, hüzünlenin… İnsan olmak duyguları hissetmektir. En büyük başarısı budur Mavi Boncuk filminin size duygularınızı hatırlatır, hissettirir.

Barış, Temmuz 2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göster
Gizle