Sımsıkı

Sarmaşıklarla örtülmüş bir evdi bizimkisi.
Derenin kenarında
dereye meydan okur gibi dururdu.
dere çağıldadıkca, sarmaşıklar ona eşlik ederdi
Biz dinlerdik.
Biz; sen ve ben
Sen, dereye hayrandın.
Akışkanlığı ve berraklığı senin gözlerini ışıldatırdı
Ben, sarmaşıkları severdim.
Yeşilini ve sımsıkı sarışını...
Sen sarmaşıklara benzerdin
oysaki
ne gözlerin yeşildi,
ne de sımsıkı sarardın.
Ben seni severdim.
Ben bilirdim ki dereydi sarmaşıkları besleyen
Ben sarmaşıklardım ve ben bilirdim
Saçların kıvrım kıvrımdı senin
Öyle görürdüm, dümdüz uzanan derede
saçların dereydi
Yüzün güneş gibi, ay gibi, dereye vuran ışık gibi parlardı
Saçlarının arasından.
Bizim ev, sarmaşıklar arasındaydı
Gece olup
ışıklar yandı mı
gemici feneri gibi parıldardı
Ben bizim evdim
Bunu da bir tek ben bilirdim
Biz bu evin içinde yaşardık
Biz; Sen ve ben
Sen bizim evde yaşardın
bizim evin dışındaki dere gibi çağlardın
ben dereye hayrandım
sevdalı hayran
çağıl çağıl, sımsıkı

Barış Tolga Çoruh, Kasım 1998 – Erenköy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.