Yaşarken

Yaşarken

Sevdim seni
Doğu Anadolu'da bir sofrada
bağdaş kurmuş çıplak ayakları, kardan üşümüş
yırtık eldivenleri ile aç karnına
kuru soğana iştahla bakan
bir çocuğun parmak uçları gibi sevdim.

Sevdim seni
yasak şiirleri ile şairini sürgüne vermiş
ne kadar kahramanlık öyküsü içinde olmasa da
bir ülkenin
en yalnız ölümüne göğüs germiş,
aşkı en güzel anlattığı
"ekmeği tuza banıp yer gibi"
dizesi gibi sevdim.

Sevdim seni
Maden ocağının en aydınlık ucunda
eve götürülecek ekmeği kurarken kafamda,
üç çocuk, bir yorgun ana
ve yarin koynunda
yüzümün karasında gizliyken utancım
çaktığım kibrit, yaktığım sigaranın
ilk sesi gibi sevdim.

Sevdim seni
Küçük dünyama büyük düşler koyacak kadar
büyük düşlerimde küçük dünyalar kuracak kadar

Sevdim seni
küçük bir balığın peşine düşen
nazlı salınışlı, hırçın dalgalı
en uzaktan duyulan kokuları
hiç durmayan kemençe yayları,
sarı plastik çizmeleri ile kıyıya inen
evde yolu gözlenen
ilk hediyeyi kediye veren
balıkçı Yunus'un yeni doğan oğlunu
düşündüğü gibi sevdim.

Sevdim seni
ilkbaharda açan, beyaz yaprakları ile
seviyor da sevmiyor da
en kumarbaz çiçeğin
suya değdiği anda
içinin ürpermesi gibi sevdim.

Sevdim seni
Küçük dünyama büyük düşler koyacak kadar
büyük düşlerimde küçük dünyalar kuracak kadar

Sevdim seni
su ateşe düşerken,
kayan yıldıza umutla bakarken,
uzaktan gelen en sevdiğim şarkının sesini duyarken,
sana gelen sokağın köşesini dönerken,
Yirmiikimde yaşarken sevdim.

Barış, Erenköy - Temmuz 1999

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.