Sıtkı Sıyrıldı

“Sonu gelmeyen dehliz / Sürünmekte çaresiz

Sonsuza giden zaman / Sonu olan insan için ne kadar gayesiz”

Böyle başlıyordu konuşmaya., Sıtkı Sıyrıldı. Anne babasının ona yaptığı en büyük kötülüğün ismi olduğunu söylemeden önce, mutlaka ama mutlaka şiir okurdu. Her gece şiir yazar, türkü dinler, gitar çalardı. Kötü şiir okur, kötü türkü dinler, kötü gitar çalardı. Azmine hayrandık, kendisine katlanamıyorduk. Toplumun ondan sıtkı sıyrılmıştı, ha ha haaa!

10 yıl oldu tanışalı, anlamsız biriydi zaten. Karafatmayı anlattığı, o muhteşem imge ve tasvirlerle dolu olduğunu söylediği yazısını bana okuttuğu o an, aman Allahım, içki ile birleşen mide sorunu, yazısı ile dışarı çıkmıştı, içimde tutmayı çok isterdim ama başaramamış yazısının üstüne kusmuştum. Gerçi Allahı var (o reddediyordu da lafın gelişi benim ki) tek laf etmemişti. Karafatma şiirini okuyarak bitirmişti geceyi.

“Kara kapkara gece karanlıkta / Birden fırladı ayak altında

Kara kapkara bir gecede ben yalnızdım, karafatmalar asla yalnız gezmezlerdi oysa”

Kelebekler aforizması ile aramızda belli bir saygınlığa ulaşmışlığı da olmadı değil. “Kelebekler en fazla bir hafta yaşar, zaman aynı zamandır. Biz insanlara da onlara da. Bir kelebek olmadan sorgulayamazsın süreyi.” Sıtkı Sıyrıldı, hayretler içindeydik.

Uçamayan uçurtması konusu vardı misal, mavili, yeşilli, kırmızılı, sarılı cıvıl cıvıl, hayat dolu bir uçurtma. Öyle bir anlatırdı ki gökyüzü inerdi avuçlarımıza, saçmalıkları ile ünlü Sıtkı Sıyrıldı, nadir zamanlarda, kısa anlarda sizi şaşırtabiliyordu. Uçurtmayı anlatırken durur, en sevdiğim renk siyah derdi. Siyah; asaletinden değil karanlığa benzediğinden, yıldızsız, aysız geceye benzediğinden. Bir ürperti dolaşırdı etrafta, bu ani geçişleri kaldıramayan insanlar gördüm etrafımızda. Biraz önce mavi gökyüzünden, gözlerinde alevlerle karanlık gece methiyesi haliyle ürkütüyordu insanı. Gözlerinde ki alevler söndüğünde, ben böyle geceler düşmanım diye bitirdi. Yıldız olmayan gökyüzü gökyüzü olamaz.

Sıtkı Sıyrıldı, kısa bir ömür sürdü. 42 yaşında sirozdan öldü. 5 kişi katıldık cenazesine. Benim işim olduğundan mezarlığa gitmedim. Nereye gömüldüğü konusunda bir fikrim yok aslında. Cennete inanmadığını söyler ama kesinlikle oraya gideceğini iddia ederdi. En güzeli diyordu inanmadığın bir yere gidebilmek. Bu gece nereden aklıma geldi Sıtkı Sıyrıldı bilemiyorum. 42 yaşıma bastığım gün olduğu içindir belki. Böylesi bir gökyüzü altında eve doğru yürürken, evren genişliyor hacı, evren genişliyor. İnsanlar daraldıkça, evren genişliyor. Biz darala darala patlayacağız, evren ise genişliye genişliye hacı. Bir insanın ömrü mahallesini keşfetmeye bile yetmiyor hacı, evren durmuyor ki sırrına erelim, çaresiziz hacı, çok çaresiz. Süt, yumurta, peynirle uğraşıyoruz. Sıtkım Sıyrıldı hacı, çaresizim. Evrenin sırrı nedir hacı, ölüm nedir? Böyle böyle konuştuğu akşam öldü. Böyle bir gökyüzü vardı, İstanbul’da elektrikler kesilmiş, Samanyolu Galaksisi yanı başımıza kadar inmişti. Evren genişliyor…

Barış, Nisan 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.