Kalem Çıldırdı

-Biraz, biraz olsun ışık veremez misin?

-Hayır. Işık yok sana. Karanlığa mahkûmsun sen.

-Mahkûm mu! Seviyorum karanlığı. Onu seçen benim zaten. Ama bazen ışığı özlüyorum. Monotonluğu yıkmak, bir az değişim aramak için.

-Ben veremem ışığı sana. Sen al. Doğrusu sen almalısın. Elde etmek yani.

-Üşüyorum, kemiklerim titriyor, için buz kesti. Bir sigara ve bir fincan kahve özledim. Annemi verin bana.

-İstek hakkın yok, unutma. Senin bu tür isteklerin olamaz ki.

-Peki. Umut etmek zor olmasa gerek. Kim demişti “Umut etmek en büyük kötülüktür” (*) diye. Gerçek bu galiba. Kötülük zorluktan doğar.

-Saçmalama sen düşünemezsin.

-Üç parmak arasında sıkılıyorum. Ağlatma beni artık, bitirme gözyaşlarımı, tükenir biliyorsun.

-Sen tekil olansın, kimse için bir değerin yok, iş gördüğün ölçüde değer kazanansın.

-Gülmek zor olmasa gerek, güleceğim işte …

-Boş boş konuşma. Kendine gel. Yapamazsın bunu sen.

-Senin her dediğini yapmak zorunda değilim. Benim de isteklerim var.

-İsteklerin mi var? Sen istekleri yapansın. Uçmasın, kalsın diye bulunansın. Ötesini arama boşuna, boşuna çabalama. Sus artık.

-Hiçbir şey olmayan değilim ben. Değerim varolduğumdan beri var ettiğimden. Misal ben olmasam şunu bilemezdin; “Aslıma dönüp toprak olunca, çiçek olur mezarımı süslerim.” (**) Söyle, ben olmasam nereden öğrenecektin bunu?

-Tamam, tamam. Gereklisin kabul. Ama haddini bil biraz. Sen, sen olarak kal. Unutma ki, ben olmasam, senin olmayacağın gerçeği var. Bunlarda olmayacak. Seninde o vakit hiçbir değerin olmayacaktı.

-Ağlat, ağlat beni. Sesimi kıskan, hani bir baş kaldırandın sende, neden bu susturmaya çalışman?

-Çıldırdın galiba ya da ben mi çıldırıyorum? Sen düşünemez, sen baş kaldıramazsın, senin sesin ancak benim elimdeyken çıkan bir sürtünmedir, sen katısın sen gözyaşı dökemezsin. Şimdi seni köşeye koyacağım ve tamamen sessizliğe bürüneceksin, anladın mı? Bir ölü gibi uzanacaksın. Bir ölü sessizliği olacak tüm çevrende. Ölü sessizlik istiyorum senden.

-Beni çok arayacaksın, unutma! Benden vazgeçemezsin…

-Yarın, yarın yeni kelimeler geçireceksin buraya. Başka başka düşünceleri ölümsüzleştireceksin. Benden çıkan ve sana ulaştığı anda artık bana ait olmayanlar olacak. Düşünmeleri, düşünce yapacaksın. Benimle tartışman boşuna, tüm isteklerin şuna benziyor; Bir balık çıkmış denizden, balıkçıya demişki -ben yürümek istiyorum. Ben balığa gülerim, sana da gülüyorum. Ha ha ha…

(*) Friedrich Nietzsche

(**) Aşık Veysel Şatıroğlu

Barış Tolga Çoruh, Erenköy – Ocak 1998

1, “Kalem Çıldırdı” hakkında görüş bildirdi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.